ANTAKYA & MERSİN GEZİSİ

weandschool.com

Antakya & Mersin Deyince;
Antakya Kalesi, Surlar, Su Kemerleri, Haron Kabartmaları, Künefe, Arkeoloji Müzesi, Amik ovası, Pamuk Tarlaları,Kız Kalesi, Cezerye, Muz, Silifke, Incekum…

Gezince;
Antakya; tarih kaynaklarına göre, MÖ 300 civarında Büyük İskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Antakya civarının tarihi, şehrin kuruluşuna göre çok daha eskidir. Değişik kaynaklarda belirtildiğine göre, Tell - Açana höyüğündeki kazılar Kalkolitik Çagdan (MÖ 5000-4000) itibaren yörenin yerleşim için kullanıldığını göstermektedir. Anadolu'yu Filistin ve Suriye'ye bağlayan yol üzerinde, Mezopotamya'yı Dogu Akdeniz'e bağlayan noktalardan biri olması nedeniyle Hatay'ın eski bir yol güzergâhı olduğu çok açıktır. Burası Hitit ve Eski Mısır Imparatorluklarının sınırlarını oluşturan bölgenin eşiğindeydi.

Hatay'ın anavatan Türkiye'ye katılması öncesinde, 2 Eylül 1938 tarihinde 10 aylık bir süre varlığını sürdüren Hatay Devleti kuruldu. Toprakları, Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) belgelerinde İskenderun Sancagı olarak yer alan bölgeydi. 16 Haziran 1939'da TBMM'nde alınan kararla Türkiye ile Hatay Devleti arasındaki sınır çizgisi kaldırılarak geçersiz kılındı. 23 Temmuz 1939'da ise anavatana katılma, son Fransız kıtasının kışladan çıkmasıyla ve Fransız kıtasının da yer aldıgı törenle kışlaya Türk bayrağı çekilmesiyle tamamlanmış oldu.

Antakya, 2012 yılında çıkarılan 6360 sayılı kanun ile Hatay ilinde Büyükşehir belediyesi kurulmasından sonra ilçe oldu.

Mersin; Eski adıyla İçel, Türkiye'nin en kalabalık onuncu şehri. 2015 itibarıyla 1.745.221 nüfusa sahiptir. Büyükşehir belediyesi statüsü bulunmaktadır. Türkiye'nin güneyinde bulunan bir liman kentidir. Mersin Limanı Türkiye'nin en büyük limanıdır.

Kentin kuzeyindeki Yumuktepe höyüğünde yapılan kazılarda birçok katman ortaya çıkarılmıştır. Bunların en eskisi, MÖ 6300'lere, en yenisi ise Selçuklu dönemine tarihleniyor. Kazılardan çıkarılan eserler, Adana Arkeoloji Müzesi ve Mersin Müzesi'nde sergileniyor. Mersin'in tarih sahnesine çıkısı 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. Bu dönemde henüz bir köy olan bölge, konar - göçer bir Türkmen aşiretine ev sahipliği yapmış ve adını da bu aşiretten almıştır.